Agile öldü mü ?

The Standish Group’un 2015 yılında 10.000’in üzerinde projenin takibi ile oluşturulan Chaos Report’una göre Agile metodolojiler ile ilerlenilen yazılım projeleri %9 oranında başarısızlık ile sonuçlanırken, waterfall ile yönetilen projeler ise %29 oranında başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Chaos raporunda bir projenin başarılı kabul edilebilmesi için zamanında, bütçesi dahilinde ve tatmin edici bir sonuçla tamamlanması gerekiyor. Bu başarı kriterlerine katılmıyorum, bunlar waterfall’ın başarı kriterleridir (triple constraints/iron triangle). PMI’ın başarı tarifinin aynısıdır. Oysa bir proje işe değer katabildiği ölçüde başarılıdır, değer yaratamıyorsa, yeni fikirler üretemiyorsa, değişime hızlı adapte olup karşılık veremiyorsa başarılı değildir.

Başarı kriterlerini waterfall’dan alan ciddi bir araştırmada dahi, waterfall ile yönetilen projelerin agile yaklaşımı benimseyenlere göre daha başarısız olduğu görülüyor.

Yani agile yaklaşımı benimseyen projeler, waterfall ile yönetilenlere göre hem zamanında, bütçesi dahilinde ve tatmin edici sonuçla hem de değişime daha hızlı karşılık vererek, işe katılan değeri en üst seviyeye çıkararak, pazara çıkma süresini kısaltarak ve çalışanların mutluluğunu arttırarak waterfall ile yönetilen projelere daha da büyük bir fark atıyor.

Aynı raporda projelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının başlıca nedenleri şu şekilde sıralanmıştır:

  • Belirsiz/Tamamlanmamış gereksinimler
  • Kullanıcının projeye dahil edilmemesi
  • Kaynak yetersizliği
  • Gerçekçi olmayan beklentiler
  • Yönetim desteğinin olmaması
  • Değişen gereksinimler

Başarısızlık nedenleri de açıkça gösteriyor ki, kullanıcıların/müşterinin projeye dahil edilmesi, değişen gereksinimlere adapte olunabilecek bir yaklaşımın sergilenmesi, yönetimin desteğinin alınması, beklentilerin gerçekçi olabilmesi için kendi kendine organize olan takımların teşvik edilmesi tam da agile yaklaşımın kendisine denk geliyor. Yani agile metodolojilerin uygulanması tüm bu başarısızlık nedenlerini ortadan kaldırmak zaten yeterli.

Araştırma sonuçlarından bir tanesi de büyük ölçekli projelerin orta ve küçük ölçeklilere göre daha fazla bir oranda başarısız olması. Tam da waterfall ile agile arasındaki temel farka denk gelen bir gösterge.

Rapor tüm çıktıları ile açıkça farkı gösteriyor, agile ile, olası tüm kriterlere göre başarı oranı artıyor.

Durum bu şekilde olduğu halde, agile manifestoyu imzalayan kişilerden birisi olan Dave Thomas, 2015 yılında “agile is dead” başlıklı bir konuşma yaptı. Bunun üzerine makaleler yayınlandı ve tartışmalar yapıldı. Peki neden Dave Thomas “agile öldü” başlıklı bir konuşma yaptı ve ne anlatmak istedi ?

Dave, konuşmasında agile’ın bir endüstri haline geldiğine değiniyor. Manifestoyu yayınlayan 17 kişinin yazılım geliştirme aktivitelerindeki ortak yönleri ortaya çıkarmayı ve bir tartışma başlatmayı amaçladıklarını belirtiyor. Manifestonun bir düşünme ve yaklaşım biçimi olduğunu ve bir nesne olmadığını ve nesneleştirilerek bir meta haline getirildiğini belirtiyor. Manifestonun ise bir değerler bütünü olduğunu aksiyonları içermediği üzerinde durarak onu pazarlanılan bir ürün haline getirmenin değerini düşürdüğünü ifade ediyor. Özetle bu tespitlerinden dolayı ortaya çıkış amacından saptığını ve agile’ın öldüğünü ifade ediyor.

Bu yaklaşımına katılmamak mümkün değil. Son derece yerinde tespitler. Agile bir düşünce biçimi değişikliği olduğu için kalıplaşmış davranışların tamamen yenilenmesini gerektiren bir yaklaşım biçimi. Kişilerin, takımların ve organizasyonların üzerine durdukları zemini baştan aşağı değiştirerek geliştirebilecek bir yaklaşım. Ezberlemenin işe yaramayacağı, tecrübe ettikçe öğrenilen bir değerler bütünü. Metodolojileri ezbere uygulamakla ya da kitabi bilgileri takip etmekle sonuca ulaşılamayacak kadar derin. Dolayısıyla ticari kaygıları ön plana koyarak “agile ile ilgili faaliyetler” yürütmek bu yaklaşımın içerisini boşaltan bir hal alıyor. Bir taraftan waterfall (PMI,PMP) eğitimleri verirken diğer bir taraftan agile eğitimleri vermek, popülizmin ticari avantajlarını kullanmaya çalışmak aslında agile felsefenin yanlış anlaşılmasına, eskinin düşünce biçimi ve alışkanlıklarının devam etmesine, gelişim alanlarının doğru olarak tespit edilememesine, bütün şirket ve takımlar için aynı “paket” çözümlerin üretilmesi ve pazarlanmasına neden oluyor. Oysa agile değerler ile her takımın nasıl bir yol alacağı sadece o takıma ait olan benzersiz bir süreç, ancak tecrübe ettikçe içselleştirilebilen bir felsefe.

 

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmailFacebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir